Mart 03 05:44

AHMET AKGÜL, ÜSTADIMDIR!

AHMET AKGÜL, ÜSTADIMDIR!

Facirler saldırmış, O direnmişti

Hem yüzlerce sahte, ilaha rağmen...

İthamlara karşı, şöyle demişti

“Kimse zarar veremez, Allah'a rağmen!..”

      

İlmi dirayetle, yüksek cesaret

Fazilet ehliydi, gerçek feraset

"Korkaklık, alçaklık; büyük esaret!.."

Olduğun söylerdi, melaha1 rağmen...

      

Bâtılla savaştı, tabular yıktı

Her iddiasından, hep haklı çıktı

Hakikat kurşunun, haksıza sıktı

Darlığa katlandı, feraha rağmen...

      

Fakirin garibin, sesin duyardı

Güçlü iktidara, suçun sayardı

Hak rızasın arar, Dine uyardı

Başına dayanan, silaha rağmen...

      

O çok şefkatliydi, hem de yiğitti

Sabırla çok sadık, kardeş eğitti

Çıkara ilgisiz, hayra seğirtti2

Makam istemezdi, günaha rağmen...

    

Dava aşıkıydı, cihat delisi

Erbakan hayranı, takva velisi

Hem ilim erbabı, şaşmaz "Beli"si3

Sıkıntı belaya, her aha rağmen...

    

“Tek kişilik ümmet…", sırrına sahip

Hainse takmazdı, hoca şeyh rahip

Zalime karşıydı, âlime muhip

Fesat çıkarmazdı, salaha rağmen…

    

Sayesinde nice, gönül göverdi4

Ömürden ziyade, ölmü severdi

Yanlışa düşerse, dizin döverdi

Fıska yanaşmazdı, felaha rağmen...

    

Bağışlardı hayra, muvafık5 ise

Sevmezdi Siyonla, mutabık6 ise

Riyakâr sahtekâr, münafık ise

Başındaki beyaz, külaha rağmen…

      

1- Melah: Yüz ve öz güzelliği.

2- Seğirtmek: Yetişmek için hızla yürüyüp gitmek.

3- “Beli” demek: Âlem-i ervahta, Allah’a “Evet” diye söz vermek.

4- Gövermek: Ağaçların baharda yeşermesi ve filiz vermesi.

5- Muvafık: Uygun, uyumlu.

6- Mutabık: Anlaşan, uzlaşan.

 

Yorum Yaz