Ekim 22 07:04

AKP’NİN FON FOYASI VE VURGUN FURYASI

AKP’NİN FON FOYASI VE VURGUN FURYASI

 

Fon Operasyonlarının Anlamı ve Amacı

Sermaye piyasalarını sarsan bu devasa fon operasyonu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) borsa hisseleri ve yatırım fonları üzerindeki manipülasyon ile piyasa dolandırıcılığı tespitleri doğrultusunda başlamıştı. Sürecin fitilini ateşleyen ve operasyon aşamasına getiren kronolojik gelişmeler şöyle yaşanmıştı:

1- İlk Sinyaller ve SPK İnceleme Kararı (2025)

Soruşturmanın geçmişi aslında 2025 yılına dayanmaktaydı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, krizin merkezindeki kurumlardan biri olan Pusula Portföy’ün Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Yarız ile ilgili şüpheli işlemleri ilk kez 2025 yılında resmi bir yazı ile SPK’ya sormuşlardı. Bu dönemde arka planda fon hareketleri ve hisse manipülasyonları mercek altına alınmıştı.

2- Borsadaki Sert Hareketler ve Likidite Krizinin Patlaması (Eylül 2026)

Eylül 2026’da bazı aracı kurum ve portföy şirketlerinin yöneticileri tarafından yürütülen manipülatif işlemler, borsa genelinde ciddi likidite ve teminat sorunlarına yol açmıştı. Yapay zekânın getirdiği risklerin de etkisiyle borsada düşüşler hızlanınca, devletin ekonomi ve finans yönetimi acil olarak devreye alınmıştı.

3- Tarihi Tasfiye Kararı ve Fonların Kapatılması (17 Eylül 2026)

Ardından (17 Eylül), SPK radikal bir adım atarak; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy şirketlerine ait 131 yatırım fonunu alım-satıma kapatarak tasfiye etme kararı alınmıştı. Yaklaşık 900 milyar lira büyüklüğündeki bu fonların yönetim ve tasfiye süreci İş Bankası ve Ziraat Bankası’na aktarılmıştı.

4- MASAK Raporu ve Adli Operasyonun Başlatılması (Eylül 2026)

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), şüpheli şirketlerin, yöneticilerinin ve birinci derece yakınlarının 2024 yılından bugüne kadarki tüm döviz, kripto para ve hesap hareketleriyle ilgili inceleme başlatmıştı.

MASAK’tan gelen somut deliller ve “kuvvetli piyasa dolandırıcılığı şüphesi” içeren veriler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu düğmeye basmıştı. İlk etapta adı geçen portföy ve holding yöneticilerinin mal varlıkları dondurulmuş ve gözaltı dalgaları başlatılmıştı. Operasyon, en son Katılımevim (KTLEV), Destek Holding ve Hedef Holding paylarındaki usulsüzlüklerin de dosyaya eklenmesiyle genişleyerek bugünkü gözaltı sayılarına ulaşmıştı.

Bu durumda asıl sorulması gereken soru: Bu soruşturmanın kime dokunacağı değil, maalesef güdümlü hukukun kime dokunmayacağıdır?!..

Türkiye son günlerde yalnızca bir borsa dalgalanmasını değil, sermaye piyasalarına ve devletin denetim mekanizmalarına duyulan güveni ilgilendiren ciddi bir fon krizini tartışmaktadır. Asıl mesele şudur: Bu çarpık sistem bu noktaya nasıl taşınmıştı?

Eğer bazı fonların belirli hisselerde olağanüstü yoğunlaştığı, bazı şaibeli şirketlerin ve fonların birbirleriyle ilişkili işlemlerinin saptandığı ve piyasada ciddi risk işaretlerinin daha önce ortaya çıktığı biliniyorsa, düzenleyici kurumlar neden daha erken harekete geçmeyip müdahaleyi savsaklamıştı? Üstelik Bloomberg’in 24 Nisan 2026’da Tera Yatırım ve bağlantılı fonlardaki olağanüstü yükselişleri ve yoğunlaşmaları inceleyen kapsamlı bir araştırma yayımladığı ortaya çıkmıştı. O tarihten Eylül ayındaki krize kadar geçen yaklaşık 5 aylık dönemde hangi kurum neyi gördü, hangi raporlar hazırlandı, hangi uyarılar yapıldı ve hangi kararlar alınmadı? 2023 yılından bu yana Türkiye’den çıkarılan toplam “gizemli” döviz miktarının 628 milyar TL (yani yaklaşık 38 milyar dolar) olduğu konuşulmaktaydı.

Muhalefet belediyelerinde bir soruşturma yapılabiliyorsa, kamu görevinde bulunan veya iktidar çevresinde yer alan kişilerin finansal ilişkileri konusunda da aynı şeffaflık ortaya konmalıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD dönüşünde, “Sorumluluğu olan kim varsa bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır” buyurmuşlardı. Bu cümlenin gereği gerçekten yerine getirilecekse soruşturmanın yalnızca fon şirketlerinin yöneticileriyle sınırlı kalmaması lazımdır. Denetim mekanizmalarının sorumluluğu, kamu görevlilerinin olası ihmalleri, siyasi ve bürokratik bağlantılar ve özellikle krizden hemen önce yapılan işlemler de incelemeye alınmalıdır.

Çünkü yüz binlerce yatırımcının parasının söz konusu olduğu bir olayda, müdahale artık yalnızca fonların tasfiyesi ile sınırlı kalmamalıdır. Çünkü mesele, Türkiye’de hukukun gerçekten herkese eşit uygulanıp uygulanmadığının sınavıdır.

Şamil Tayyar Tam Olarak Ne Demeye Çalışmıştı?

24 Eylül’de Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, fon operasyonu ile ilgili bir paylaşım yapmıştı. •Erdoğan’ın gelişmeler konusunda “çok öfkeli” davrandığını, •Cumhurbaşkanı’nın ABD dönüşünde Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) devreye sokacağını, •Böylece olayın “röntgeninin” farklı bir pencereden çekilmeye çalışılacağını, •Ön tespitlerden sonra radikal değişiklikler yapılacağını belirten, Şamil Tayyar ağzındaki baklayı çıkarsındı…

Kamuoyunda “fon soruşturması” olarak bilinen sürece ilişkin “Asrın Soygunu Fon Vurgunu” ifadesi enteresandı.

Bu vurgunla ilgili:

“Asrın Soygunu Fon Vurgunu” skandalı ülkemizi, ekonomimizi derinden sarsmaktadır. AKP Ekonomi Yönetimi, suçu kendi üzerinden atmak için, “Asrın Soygunu Fon Vurgunu” ile ilgili SPK’yı birinci derece sorumlu tutmaktadır. Elbette SPK yöneticileri, üyeleri ve denetleme yetkisi olan herkes soruşturmaya tâbi tutulmalı, derhal görevden alınmalıdırlar. Soruşturmanın selameti açısından bu şarttır. Ancak tüm bu işlemlerin; eş, dost, yandaş ayrımı olmadan yürütülmesi lazımdır. “Asrın Soygunu Fon Vurgunu” soruşturması siyaset ayağına dokunulmadan başarısız olacaktır!” tespitleri haklıydı.

Fon Krizinde Adı Geçen Şirketler ve AKP’li Ortakları!

Türkiye’de yatırım fonlarına yönelik soruşturma çok sayıda şirket ve şahsı da içine alacak şekilde yaygınlaşmıştı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonu tasfiye kararı almıştı. SPK’ya göre bu fonlarda 455 binden fazla tekil yatırımcı bulunmaktaydı. 21 Eylül’de ise dokuz şirket ve bunların yöneticilerinin mal varlıkları dondurulmuş durumdaydı. Bu şirketler şunlardı:

Pusula Finans Holding, Pusula Yatırım Menkul Değerler, Tera Yatırım Menkul Değerler, Tera Portföy Yönetimi, Hedef Holding, Hedef Portföy Yönetimi, Bulls Yatırım Menkul Değerler, Bulls Portföy Yönetimi ve Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul.

Açık kaynaklarda ve şirketlerin internet sitelerinde yer alan bilgilere göre:

Pusula Holding

Pusula Holding Kasım 2025’te Katılımevim, Birevim, Pusula Yatırım ve Pusula Portföy gibi şirketlerin bir araya gelmesiyle kuruldu.

Pusula Portföy, soruşturmaya konu olan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “ponzi benzeri yöntemler kullanmakla” suçladığı fonları yöneten şirketlerden biri sayılmaktaydı. Başında, tutuklanan 28 yaşındaki Muhammed Yarız vardı.

Birevim 2016’da Katılımevim ise 2018’de kurulan faizsiz finansmanla ev sahipliği sağlayan şirketler arasındaydı. Türkiye’de bu alanda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan yetki alarak faaliyet gösteren toplam dokuz şirket vardı. Bunların ikisi Pusula Holding bünyesinde yer almaktaydı.

Katılımevim’in internet sitesinde Yönetim Kurulu Başkanı olarak, Pusula Holding’in de Yönetim Kurulu Başkanı olan Serdar Turhan yer almaktaydı. Birevim’in çoğunluk hissesi 2024’te Katılımevim tarafından satın alınmıştı.

Pusula Holding’in yönetim kurulunda yer alan bir diğer kişi de Ahmet Özcan’dı. Özcan son soruşturmalarda hakkında yurtdışı çıkış yasağı kararı verilenler arasındaydı.

Salih ve Serdar Turhan kardeşler son soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Serdar Turhan 22 Eylül’de tutuklanmıştı. Fon krizinden önce ikili hakkındaki az sayıdaki haberden biri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı olarak görev yaptığı 2021’de, AKP Bingöl Milletvekili Feyzi Berbidek’le birlikte kendilerine ziyarette bulunmuşlardı. AKP’nin internet sitesinde paylaştığı habere göre, Serdar Turhan’ın Bingöl’de yaptırdığı okulun Mart 2026’daki açılış törenine ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan da katılmıştı.

Şamil Tayyar’dan “Neşter Çok Derine İnebilir” Saptaması!

Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, borsadaki fon operasyonunun perde arkasına ilişkin iddialarda bulunmuşlardı. Tayyar, Erdoğan’ın süreç nedeniyle çok öfkeli olduğunu duyduğunu aktarmıştı.

 

...

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

 

Yorum Yaz