Haziran 10 08:46

AMERİKA'NIN İRAN ZORBALIĞI VE İNANCIN OYUNLARI BOZMASI!..

AMERİKA'NIN İRAN ZORBALIĞI VE İNANCIN OYUNLARI BOZMASI!..

 

10-12 Nisan 2026 Tarihlerinde İran-ABD Arasındaki 21 Saatlik Tarihi Görüşmeden Barış Çıkmamıştı!

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la doğrudan müzakerelerin “bir anlaşmaya varılamadan” sona erdiğini açıklamıştı. İran ise ABD’nin aşırı talepleri nedeniyle bir anlaşmaya varılamadığını vurgulamıştı. ABD ile İran arasında tarihi görüşmelerin ilki Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılmıştı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da İran’la yapılan doğrudan müzakerelerin “bir anlaşmaya varılamadan” sona erdiğini aktarmıştı.

İran’la Müzakereler Sürerken Trump Açıklama Yapmıştı!

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’da müzakereler devam ederken gazetecilere açıklama yapmıştı. Trump, “Müzakerelerde bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı bizi ilgilendirmiyor. İran’la anlaşalım ya da anlaşmayalım benim için fark etmez çünkü savaşı kazandık.” demekten sakınmamıştı.

Trump şunları aktarmıştı: “İran’la derin müzakere içindeyiz. Biz kazanacağız, tamamen mağlup oldular. Onları askeri olarak alt ettik. Doğalgaz ve petrolle dolu çok güzel tankerler yakın zamanda ülkemize gelecek. Birkaç mayın bıraktılar denize ancak donanmalarını tamamen ortadan kaldırdık. 28 tane mayın yerleştiren gemisi vardı, batırdık. Mayınları temizlemek için tekneler gönderdik. Şu an yaptığımız şey Hürmüz Boğazı’nı açmak, ki biz şu anda kullanmıyoruz bile.”

Öte yandan Trump Çin’e de tehditler yağdırmıştı. Trump, “Eğer Çin İran’a silah gönderirse, büyük sorunları olur.” ifadelerini kullanmıştı.

Eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent:

“İsrail ateşkesi sabote edecek. Onlara güvenmeyin.” diye uyarmıştı.

İsrail, anlaşmanın hemen ardından Lübnan’a saldırarak bunu zaten ispatlamıştı. Hatırlanacağı üzere ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ABD ve İsrail’in İran’a saldırı kararı almasından sonra ülkesinin İran’a yönelik saldırılarını “vicdanen destekleyemeyeceğini” belirterek görevinden istifa ettiğini açıklamıştı

Görev süresi boyunca 11 kez çatışmaya katıldığını belirterek “Amerikan halkına hiçbir fayda sağlamayan bir savaş için ülkesinin gelecek nesillerini savaşmaya ve ölmeye göndermeyi destekleyemeyeceğini” vurgulayan Joe Kent, Trump’a hitaben kaleme aldığı mektubunda:

“Umarım, İran’da yaptıklarımızı ve bunu kimin için yaptığımızı vicdanen düşünürsünüz. Cesur adımlar atmanın zamanı şimdi. Yönünüzü değiştirip ulusumuz için yeni bir yol haritası çizebilirsiniz yahut çöküşe ve kaosa doğru daha da sürüklenmemize izin verebilirsiniz. Kartlar sizin elinizde.” diye uyarmıştı.

İran’la ABD’nin ateşkesi yürürlüğe girmesinin ardından, İsrail siyasi liderliğinden Başbakan Netanyahu’ya yönelik eleştiriler başlamıştı. Yair Golan:

“Netanyahu yalan söyledi. ‘Tarihi bir zafer’ ve nesiller boyu güvenlik vaat etti, ancak gerçekte İsrail’in gördüğü en tehlikeli stratejik başarısızlığı elde ettik.” diye çıkışmıştı.

İran’da hiçbir hedefe ulaşılamamıştı. 

Nükleer program yok edilmemişti. 

Balistik tehdit hâlâ devam etmekteydi. 

İran rejimi yerindeydi ve bu savaştan daha da güçlenerek çıkıvermişti. 

İran, zenginleştirilmiş uranyuma sahipti, Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmekteydi ve yeni şartları öne sürmekteydi. 

İsrail ise bir kez daha, tıpkı Gazze’de olduğu gibi, karar masasında değildi ve yok farz edilmişti.[1]

Savaşın başında İran’ı uyarıp; “ne istiyorlarsa verin” minvalinde sözler eden, “sen ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen İsrail’le, Amerika’yla ağız dalaşına bile girmemen lazım” diyen Hakan Fidan’lar da kaybetmişti. 1919’u ve Kurtuluş Mücadelemizi küçümseyenler, küreselleşmeciler, neoliberaller, Bilderbergçi Babacan takipçileri, milli devlet karşıtı etnikçiler, tam bağımsızlık, antiemperyalizm nedir bilmeyen Batı hayranı siyasi yelpaze de kaybetmişti… Yani resmin önünde gördüğünüz bütün siyasi yapılar; AKP, MHP, CHP, DEM vs. Türk milletinin önüne yeni fırsatlar serilmişti. Gücünü üretimden, paylaşımdan alan; kalkınmacı, adil, anti emperyalist bir siyaset iklimi yaklaşıvermekteydi. Kim bilir, bugünden yarına neler değişecekti!? tespitleri haklıydı…

 

...

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

Yorum Yaz