Cuma namazı, Müslümanların haftalık yerel kongresi… Bayramlar, bölgesel; Hacc ise dünya Müslümanlarının yıllık genel kongresi gibidir.
Haccın başlıca etkinlik (menasik)leri:
1- İhram: Kefen ve Mahşere DİRİLİŞ!
2- Vakfe: Dik ve sağlam DURUŞ!
3- Tavaf: Huzur ve heyecanla DÖNÜŞ!
4- Sa’y: Gayret ve ümitle DİRENİŞ!
5- Recm (Taşlama): Nefsani putları ve şeytani Tağutları DEVİRİŞ!
1- DİRİLİŞ (İhram): Hac ve umre için niyetlenen mü’minlerin Mekke çevresindeki ve belli bir mesafedeki “Mikat” denilen yerlere gelince; ibadet ve nefse muhalefet amacıyla, aslında mübah ve helal olan bazı şeyleri kendisine haram etmesi…
Bitki, hayvan ve insanlara karşı her türlü eziyet ve hakaretten… Süslenip bezenmekten, cinsi münasebetten vazgeçmesi…
Gusül ve abdestle temizlenip baş açık, yalın ayak, kefen gibi iki dikişsiz beyaz peştemale bürünmesidir.
Bu manzara, bir nevi kefeniyle kabirden kalkıp mahşere yürüyüş provasıdır. Dünyadaki bütün nimetlerin, servetlerin, etiketlerin gelip geçici olduğunu hatırlatmaktadır.
Çünkü o ihram içerisinde;
Zengin mi, fakir mi?
Asker mi, sivil mi?
Yetkili mi, sıradan birisi mi?
Şöhretli mi, sade mü’min mi?
Belli olmamaktadır.
İhram denen giysilerde:
İnsanların nefislerini okşayan, başkalarının farkını ortaya koyan ve üstünlük taslamasına sebep olan;
Resmiyet, etiket, apolet, kalite, sarık, cübbe gibi ayrıcalıklar bulunmamaktadır.
Çünkü Allah, insanların görünüşüne ve yüzüne değil; içine ve özüne bakmaktadır.
Çünkü mahşer günü, “kalb-i selim”den ve salih amelden başka, yani takva dışında, hiçbir şey teraziye konulmayacaktır.
Telbiye:
Hacılar; ihrama girdikten, gurur ve kibrini tepeledikten sonra “telbiye” getirip Allah’ı yüceltmeye ve imanını yenilemeye başlamaktadır.
“Lebbeyk, buyur Allah’ım! Davet ettin divanına geldim. Her yerde ve her halde emrindeyim ki:
Senin ne Zatında, ne şeriatında ne de icraatında asla eşin, şerikin ve benzerin yoktur. İbadet ve hizmetlerim yalnız Senin içindir, her türlü ihtiyacım ve isteğim de sadece Sendendir.
Onun için, emret ki, huzurunda ve hizmetindeyim!..
Her türlü hamdü sena da, nimet ve ihsan da kesinlikle Sana mahsustur. Bütün mülk ve mevcudat ve gerçek hükümranlık da elbette Sana aittir.
Yegâne kuvvet ve kudret sahibi Sensin, Amerika ve Avrupa ve arkalarındaki Siyonist odaklar değildir. Ve Senin nusret ve inayetin kullarına kâfidir.
Ne mülkünde, ne de hükmünde asla ortağın, yardımcın, danışmanın yoktur. Bunların aksine inananlar, kâfirdir.”
2- DURUŞ (Vakfe):
Kurban Bayramı’ndan bir gün önceki, Arefe günü (Zeval) öğlen vakti girişinden bayram sabahı (fecr) şafak sökünceye kadar olan zaman içinde, Arafat denen bölgede, bir müddet dua için durmak, Allah’a yönelip yakarmak, tevbe istiğfarda bulunmaktır.
Vakfe; duruş anlamındadır. Allah’ın rahmet ve mağfiret kapısında sabırla ve huşûyla duruş!..
Kulluğunun, kusurunun farkına varış. Acizliğini ve çaresizliğini kavrayış…
Haksızlığa ve ahlâksızlığa karşı onurlu duruş!..
Zulme ve Deccalizm’e karşı, vakarlı ve kararlı duruş!..
Döneklikten, dengesizlikten ve ödleklikten uzak; tutarlı duruş!..
ŞİİR
TAVAF
4- DİRENİŞ (Sa’ıy):
Sa’ıy; Haccın vaciplerinden sayılan bir harekettir. Safa ve Merve tepeleri arasında kalan ve sonradan kapatılan yerde karşılıklı 3 sefer (toplam 7) gidip gelme şeklindedir. İki yeşil direk arasında “hervele” yaparak acele ve gayretle yürünmektedir.
Sa’ıy; başarı ve zafere ulaşmak için, her konuda gayret ve ümitle direniş ve denemenin bir simgesidir. Çünkü Hz. Hacer’in, yavrusu Hz. İsmail için, ihtiyaç hissederek ve tam bir içtenlikle giriştiği arayış, zemzemle ödüllendirilmiştir.
5- DEVİRİŞ (Şeytan’ı taşlama)
Arafat’taki vakfe dönüşü, Müzdelife’den toplanan ve su ile yıkanan nohut-fındık arası taşlardan;
Kurban Bayramı 1, 2 ve 3. günleri,
a- Cemre-i Ula (Büyük Şeytan)
b- Cemre-i Vusta (Orta Şeytan)
c- Cemre-i Akabe (Küçük Şeytan)
Diye bilinen mahallere sıra ile 7’şer tane taş atmak şeklindeki temsili bir ibadettir. Böylece her gün 21, üç günde toplam (63+ Son cemre-i Kâbe’ye 7=70) taşla şeytanların düzeni devrilmektedir.
• Cemre-i Ula (Büyük Şeytan): Deccal düzenini ve emrindeki NATO, BM, IMF gibi şeytani merkezleri ve İsrail Siyonizm’ini.
• Cemre-i Vusta (Orta Şeytan): Amerika ve Avrupa emperyalizmini ve diğer ülkelerdeki şeytani sistemleri…
Cemre-i Akabe (Küçük Şeytan) ise:
• Hain ve iş birlikçi, ABD’ci, faizci ve AB’ci hükümetleri
• Bâtıl-bozuk zihniyetli partileri
• Fasık ve fesatçı yayınlar yapan TV’leri, gazete ve dergileri
• Mason ve münafık sivil örgütleri
• Bel’am tipli hoca efendileri, şeyhleri, sahte ve sapık din önderlerini temsil etmektedir.
Büyük âlim Ömer Nasuhi Bilmen’in: “Bu cemreler habis ruhlara ve şeytani oluşumlara alâmet ve işaret olabilir” tespiti oldukça yerindedir. Müslüman Hacılar; putlaştırdıkları nefsani arzularını, hayvani duygularını ve tüm şeytani huylarını bu taşları vesile ederek şeytana iade etmektedirler.
Arafat dönüşü, Cemre öncesinde “Meş’ari Haram = Kutsal Şuur Kazanma” ve cemre taşları toplama aşaması! Meş’ari Haram: Kutsal şuurlanma, dostu düşmanı tanıma, düşmana karşı silahları mermilerle doldurma, yani şeytana atılacak taşları özenle hazırlama durağıdır. Şeytanın insan suretli askerleri olan Siyonist ve emperyalist zalimleri tanımadan… Onların işbirlikçisi olan sözde Müslüman ülke yöneticileri hainleri fark edip uzaklaşmadan… Ve tüm şeytani duygu ve davranışlardan tevbe edip bunları İblis’e atmadan, şuursuz bir şeytan taşlama amacına ulaşmayacaktır.
CEMRE MERMİLERİ
Kuşkusuz dünyanın en büyük toplantısı, her sene Hac mevsiminde Müslümanların kıblesi Kâbe’nin bulunduğu Mekke şehrinde Hac ibadeti amacıyla gerçekleşen toplantıdır. On beş asır boyunca her sene milyonlarca insanın katıldığı bu muazzam toplantıyı, dünyanın her tarafından gelen Müslümanların iştirak ettiği küresel bir kongre olarak kabul eder isek, acaba sözlü olmasa bile fiilen bu kongrede ne kararlar alınmaktadır? Hac ibadetin gayesi nedir? İbadet amaçlı dünyanın bu en büyük toplantısı, bütün beşeriyet ve Müslümanlar için hangi mesajları içermektedir?
Muazzam bir nizam ve ahengin bulunduğu kâinatta hiçbir şey başıboş ve gayesiz değildir. Zerreden en büyük galaksilere kadar her şeyin bir gayesi, yaratılışın birçok hikmeti bulunmaktadır. Kâinatın en üstün canlısı olan insanın yaratılış gayesi, bütün peygamberlerin bildirdiğine göre “Hâlık’ı tazim ve mahlûkata şefkattir.”
İslam’ın bütün ibadetleri, insanı yaratılış gayesi doğrultusunda eğitir ve bilinçlendirir. Başka bir ifadeyle Allah’a tazim manasına gelen “Tevhid” ve yaratılanlara şefkat manasına gelen “Adalet” bilincini artırma ve geliştirmeyi amaçlar. İslam’ın temel beş şartından biri olan Hac ibadetinin birçok hikmeti ve gayesi bulunmaktadır.
...
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ...