Temmuz 15 23:51

NİFAK MİKROPLARI VE ŞİFA AŞILARI

NİFAK MİKROPLARI VE ŞİFA AŞILARI

 

Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde; münafıklık haslet ve hastalığını ve bunlardan kurtulma yollarını öğrettiği gibi, bu nifak illetine bulaşmamak için gerekli “bağışıklık aşılarını” da haber buyurmuşlardır.

Allah’ın ahdini ve (Hakk davasına bağlı kalacakları hususundaki sadakat) yeminlerini, (sonradan makam ve menfaat hırsıyla) az bir paha (yani dünyalık değersiz şeyler) karşılığı satanlar (var ya), işte onlar için ahirette hiçbir pay (paye ve şeref) olmayacaktır, kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, yüzlerine bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar (dinlerini ve davalarını dünyalık çıkarına satanlar) için çok acı ve alçaltıcı bir azap vardır. (Dünyada zillet ve hezimeti, ahirette ise cehennemi hak etmişlerdir.) (Âl-i İmrân: 77)

O’nun (Dinine ve davetine) icabet olunduktan sonra, (ardından) Allah hakkında (birtakım uyduruk) deliller öne sürüp (bu zamanda Adil Düzen ve İslam Birliği gibi kavram ve kurumların imkânsızlığını ve bunlara lüzum kalmadığını savunup) tartışanların (ve bâtıl güçlerle uyuşanların bütün) hüccet ve gerekçeleri, Rableri katında geçersiz (sayılmıştır). Onların (bu dönek münafıkların) üzerinde bir gazap vardır ve şiddetli azap bunlarındır.

Ki Allah, Hakk olmak (ve her konuda hakem yapılıp başvurulmak) üzere Kitabı ve mizanı (Kur’an’ı ve adil hukuk kurallarını) indirmiş bulunmaktadır. (Mizansız ve nizamsız İslam anlayışı sakattır.) Ne bilirsin; belki de (Kur’an nizamının hâkimiyet ve) kıyamet-saati pek yakındır. (Öyle ise nefsi, siyasi ve dünyevi hevesler için didişmek boşunadır.)

(Kur’ani hâkimiyet ve kıyamet haberi Hakk ise, haydi hemen gelsin de görelim! diyerek) Onda acele edenler, (gerçekte) ona inanmayan kimselerdir. İman edenler ise, O’na (Allah’a ve azabına) karşı bir korku içindedirler ve O’nun gerçekten Hakk olduğunu bilirler. Haberiniz olsun ve dikkatli bulunun ki; (İslami medeniyet müjdesinin ve kıyamet) saatinin (asılsız olduğu) konusunda itiraz ve münakaşaya tutuşanlar, gerçekte uzak bir sapkınlık içinde bulunmakta (ve bocalamakta)dırlar! (Şûrâ: 16-17-18)

 

Yorumlar:

Bu İlahi ikazlar, geçici dünya menfaatleri ve nefsi hevesler karşısında Rabbime verdiğim sadakat sözünü her daim diri tutmam gerektiğini bana ihtar eden güçlü birer vicdani pusuladır. Bâtılın rüzgârına kapılmadan, Kur’an’ın getirdiği sarsılmaz adalet ve mizan ölçüsüne samimiyetle sarılmam, ahiretimi ve onurumu korumamın tek yoludur. Zamana ve şartlara yenilerek ahdimi bozmanın beni İlahi rahmetten mahrum bırakacağını bilerek, bu hakikatleri hayat yolculuğumda sarsılmaz bir duruş sergilemek için rehber edinmeliyim.

************************

 

Ey iman edenler! Sizden olmayanları (Yahudi ve Hristiyanların hain takımını ve işbirlikçi münafıkları) sırdaş (müttefik) edinmeyin. (Çünkü) Onlar size (her fırsatta) kötülüğe ve zarar vermeye uğraşırlar, size zorlu bir sıkıntı verecek şeylerden de hoşlanırlar. Onların buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, göğüslerinde (gönüllerinde) gizli tuttukları (nefret ve hıyanetleri) ise, daha büyüktür. (Böylece) Size ayetlerimizi (imanın ve inkârın alâmetlerini) kesinlikle açıkladık; belki akıl erdirip (Haçlı Siyonistlerden ve işbirlikçi hainlerden uzak kalırsınız diye, size bu gerçekler tebliğ ve tavsiye edilmektedir).

(Ey mü’minler!) Sizler, işte böylesiniz; (hâlâ) onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler (ve düşmanlık güderler). Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar (münafıklar ise sadece) sizinle karşılaştıklarında “inandık” derler (ama Kur’an’ın bazı şeriat hükümlerini inkâr ve itiraz ederler), kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırıverirler. De ki: “Kin ve öfkenizle geberin!” Şüphesiz Allah, gönüllerin özünde saklı duranı Bilendir.

(Ey sadık mü’minler!) Size bir iyilik dokununca (kâfirler ve münafıklar) kıskanıp tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinip ferahlanırlar. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların ‘hileli düzenleri’ (ve hıyanet girişimleri) size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz Allah, onların amellerini (ve kötü niyetlerini) kuşatıvermiştir. (Âl-i İmrân: 118-119-120)

O gün, küfre (nankörlüğe) sapıp da (dünyalık makam ve menfaat hatırına) Elçiye isyan edenler, (ahirette) yerle bir olmayı (toprak olup savrulmayı) temenni edip isteyeceklerdir. Zira Allah’tan hiçbir sözü (ve yaşanmış olayı) gizleyemezler (ve hak ettikleri akıbete erişeceklerdir). (Nisa: 42)

 

Yorumlar:

Bu İlahi ikazlar; dışarıdaki açık düşmanların hileleri ve içerideki işbirlikçi münafıkların sinsi tuzakları karşısında sarsılmaz bir sabır, şuur ve takva ile direnmem gerektiğini bana ihtar etmektedir. Mü’minlerin iyiliğine üzülüp kötülüğüne sevinen bu çevrelere karşı, kimleri sırdaş edindiğime dikkat etmem ve Hak Elçisi’nin yolundan asla sapmamam hayati bir sorumluluktur.

 

************************

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

Yorum Yaz